Nefis pasta tariflerini zevkle takip ettiğim sevgili Burçin beni sobelemişti. Hem de blogumu kapattığım günde! Sorulardaki “Blogda yazmak” tanımlamalarını “Blogda çizmek” olarak değiştirerek cevaplıyorum
1. Blogda çizmeye ilk defa nasıl başladım?
Blogda çizmeye 11 Aralık 2006da sevgili arkadaşım Erna’nın ittirmesi sayesinde başladım. “Tamam, bak açtım. İyi de ben ne koyucam bu bloga?” demiştim. Erna’ya bu vesile ile tekrar teşekkür ederim.
2. Blog çizimlerimin konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi çiziyorum?
Kesinlikle içimden geldiği gibi çiziyorum. Günlük çizimleri tamamen içimden geldiği gibi yapıp, anında yayınlamaya özen gösteriyorum. Yoksa blogun benim için eğlencesi olmazdı.
3. Blogda çizmek için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
Hayır, çizip direk yayınladığım zaman feragat etmiyorum.
4. Blogda çizmek benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
Kesinlikle hayır. İçimden geldiği gibi çizdiğim için, bir zorunluluk yok. Eğer bir beklenti varsa o da içimden geldiği gibi çizmemi bekliyordur zaten. :)
5. Blogda çizmeye daha ne kadar sürdüreceğim?
Fazla yazmadan, bolca çizerek, içimden geldiğince…
Burçin’e teşekkür ederim! Ben de kabul ederlerse, sevgili Chocolatecan‘ı, sevgili Gezicini‘ni ve sevgili Çekirdeksizüzüm‘ü sobeliyorum!
13 Aralık 2007